Kategori arşivi: Teknoloji

Zx Spectrumda yeni bir görüntüleme tekniği: aSMP

Yok hayır, bu sadece bir teori. Ben uydurdum. Unutmadan yazayım dedim.

Şimdi, zx spectrum’un limitlerini konuşalım önce. Zx Spectrumda sadece 1 ekran modu var. O da basit. ekran 8×8 pixellik bloklara ayrılmış durumda. Bu bloklar 32×24’lük bir alanda, toplam 256×192 pixellik bir görüntü oluşturabiliyor. 8×8 pixellik bu alanlara “karakter hücresi” diyelim. Lakin tasarımın kökeninde ekrandaki 8×8 boyutundaki karakterleri (harf ve rakamları) rahatça görüntüleyebilmek yatıyor. Bu karakter hücrelerinin içinde sadece iki renk kullanılabiliyor. Bunlara Kağıt ve Mürekkep renklerinin karşılığı olan paper ve ink deniyor. Biri arkaplanı, diğeri ön plan rengini kontrol ediyor. Bu renkler siyah, mavi, kırmızı, pembe, yeşil, açık mavi, sarı ve beyaz’dan yani toplam 8 renkten biri olmak zorunda. Bunun haricinde, her hücrenin bir parlaklık kontrolü var. Bir hücrenin rengini parlak ya da normal yapabiliyoruz. Bu parlaklık hem arkaplan hem de ön plan rengine uygulanıyor. Yani koyu sarı üzerine açık sarı kullanmak mümkün değil. Tabii ki bu görüntü hiç cpu zamanı kullanılmadan görüntülenebiliyor.

Eğer cpu’nuza bir görev verip, görüntü işlemcisi ram’den bilgileri okumadan önce çok ince bir zamanlama ile renk bilgilerini sürekli değiştirirseniz, bu sefer multicolour dediğimiz moda ulaşıyoruz yani 8×8’lik renk limitini, 8×1’lik bir alana küçültebiliyoruz.

Multicolour modunu oluşturabilmek için cpu’nun ekran oluşturulurken sürekli çalışması gerek. Fakat buna karşın grafik işlemcisi çok daha hızlı tarıyor hafızayı ve tüm renkleri değiştirmek mümkün olmuyor. Bunun için zx spectrumda bugüne kadar ulaşılan en yüksek multicolor bloğu 18 sütun genişliğinde. Normalde bu grafikler 1995 yılında colordraw isimli boyama programının yardımıyla patlama yaptı. Colordraw maksimum 16 sütun kalınlığında grafikler oluşturabiliyor.

Fakat zx spectrum grafikleri ile uğraştıkça görüyorsunuz ki, bir multicolor grafiğin her hücresinin multicolour olması gerekmiyor. Çoğu zaman hücreler gerçekten 2 renk içeriyorlar. Hatta boş alanlar da var, ve gereksiz yere bunları doldurmak için cpu vakti ayrılıyor.

Geçen yıl Forever 2011’e katılmak üzere grafik çizerken bazı hücrelerin şiddetle detaylandırılması gerekiyordu. Geri kalanlar ise standard 8×8 modda gayet iyi işliyorlardı. Bu durumda tüm ekranı 8×1 lik hücrelere çevirme gayreti yerine, görüntünün farklı bölgelerinin multicolour olarak oluşturulması mümkün müydü? Konuyu zx spectrum’un zamanlama experlerine açtım.

Başta böyle birşey denenmediği için eleştirel yaklaşsalar da, sonra bu işin son derece mümkün olduğuna karar kıldık. Aslında önerim çok basitti: Colordraw’ın erişebildiği 16×24 hücrelik multicolour alanını ekranın farklı yerlerine dağıtmak. Bir grafik ile açıklamak istiyorum:

 

Orjinal PNG 24bit Grafik

Yukarıdaki grafik çevrim için kullandığım orjinal grafiktir. Bu grafiği bir araç yardımı ile zx spectrum grafiği haline dönüştürürsem aşağıdaki görüntüyü elde ederim:

Zx Spectrum Standard Mod, acele bir çevrim, pek güzel olmadı...

Görüyorsunuz ki zx spectrum iki renklik kutucuklar halinde görüntüyü gösterebiliyor. Bu sonuçtan kimse memnun değil. Eğer 18 sütunluk limit olmasaydı, bir multicolour grafiği şöyle görüntülenebilirdi:

Zx Spectrum Multicolour grafiği, fakat burada 18 sütunluk limit esnetilmiştir.

Tabiiki yukarıdaki görüntü kısmen daha güzel. Kısmen diyorum çünkü hala 8×1’lik hücre limiti mevcut. Ayrıca yukarıdaki görüntüyü zx spectrumda oluşturmak pek mümkün değil, çünkü şu ana kadar ulaşılan en geniş multicolour alan 144×192. Yukarıda 256×192 var. Yukarıya bakarsanız, sadece iki rengin hüküm sürdüğü bir çok alan var, örneğin örümcek adamın kıyafetinde bazı kısımlar sadece 2 renk içeriyor. Bu alanlarda multicolor kullanmaya gerek yok. Bu durumda,

Yüz, kontürler ve tuğlaların bazıları

önümüzdeki limit doğrultusunda yatay olarak 16 hücreyi aşmayacak kadar (çoğu zaman bu çok bile fazla geliyor, 8-10 hücre yeterli) multicolour hücreleri seçiyor ve sadece onları güncelliyoruz. Cpu zamanı bunlar için yeterli oluyor. Sonuç ise biraz daha düzeltilmiş, tam ekran, yarı multicolour, yarı standard colourdan oluşan bir tam ekran grafik:

Sonuç: bindirme ile yaratılmış tam ekran grafik

Bu ne standard grafik, ne de multicolour. İkisinin birleşimi, teorik olarak mümkün, henüz pratiğe dönüştürülmedi, ama yakında bu fikrin uygulamaya dönüşeceğinden emin olabilirsiniz.

 

Bu tekniği kullanarak Diver ve Riskej gibi zx grafik ustalarının neler yaratabileceklerini düşünemiyorum bile.

 

Connecting Ericsson Chatboard to a GP32

What the heck is a GP32?

It’s a first generation “open” handheld console, possibly the first one. Gp32 is designed and sold by a Korean Company called Gamepark (Creators of caanoo, wiz, gp2x etc). It has a big 3.5″ color LCD, 133mhz 32bit ARM processor, 8MB ram. It has no custom cpu or gpu, everything is handled by the CPU. The GP32 was sold between 2002-2005, then superceeded by Gp2X.  In it’s golden years, the console’s community was flourished by counltess homebrew originals, countless software ports and hardware hacks. There are even some original boxed smc cardtridge games. There are no official sales figures, but GP32 is suspected to sold about 15000 units worldwide.

a GP32 handheld console

We will take a look at the keyboard enhancement for GP32: a simple chatboard hack. Read on:

Connecting Ericsson Chatboard to a GP32 yazısına devam et

Türkçe tireleme, heceleme, soft hyphen ve Corel Draw…

Bu hafta tuhaf birşey öğrendim: Corel Draw ile bir makale dizmeye çalışırken, Quark Express 7+ dışında hiçbir masa üstü yayıncılık programının Türkçe hecelemeyi desteklemediğini. İyice araştırdıktan sonra gerçekten de, Quark dışında heceleme özelliğinin olmadığını, Quark’ta da özel bir add-on ile eklendiğini okudum. Forumlar quark express ile Türkçe tireleme/heceleme’nin nasıl aktif edileceğini öğrenmeye çalşıan insanlarla, ya da In Design/Corel Draw için  Türkçe hyphenation’ın eklenmesini isteyen insanlarla dolu. Hatta Corel Draw forumlarında organize şekilde bunu isteyen bir grup (registered) insan var. Peki Türkçe tireleme, yani satır sonundaki sözcük ayırma, ingilizce ismiyle “Hyphenation”  bu kadar zor mu?

Hayır, aksine o kadar kolaymış ki. Çok basit bir kuralı var: kelimenin sonundan aramaya başlıyorsunuz. her sesli harf için, solunda sessiz harf varsa o sessizi katarak, sessiz harf yoksa, buldunduğumuz sessli harften kesiyorsunuz. Bukadar. Bu sisteme birkaç özel durumu eklemeniz gerek, çünkü Çokokrem gibi krem, spor, tren gibi tek heceli sözcükler içeren kelimeler yanlış bölünebiliyor. Bence büyük bir problem değil.

Eh peki ben kendi problemimi nasıl aşacaktım? Corel Draw’da hyphen açmam gerekiyordu. Sonra aklıma “soft-hypen” geldi. UTF standardında $00AD kodunda yatan bir soft hypen karakteri var. Bu arada bir dipnot, hyphen dediğimiz şey “tire” demek. Soft Hyphen ise “yazılım tiresi” gibi bişey. Soft hyphen’ler sadece gerekli olduğu zaman görünür hale geliyor. Yoksa görünmez durumda. Deneyince Corel Draw’ın soft hyphen desteklediğini gördüm ve havalara uçtum. Hemen “Kekeme” adında bir programcık yazdım, verdiğim metindeki tüm kelimeleri komple soft hyphen kullanarak tireliyor. Bu metni Corel’a atınca program ihtiyacı olan soft Hyphen’i tire’ye dönüştüyüyor. Sorun çözülüyor. Çok acele kodladığım için görüntüsü biraz çirkin, ama işi fazlasıyla görüyor. Buyrun sonuç:

Kekeme iş başında...
Kekeme iş başında...

Programda hecelenecek minimum kelime uzunluğu (default 4), Türkçedeki tireleme kuralları (örn. “atalet” satır sonunda ayrılacaksa “a-talet” olarak ayrılamaz, ya “ata-let” olmalı ya da tek başına kalan “a” aşağıya alınmalıdır.) gibi seçeneklerde var. Ayrıca noktalama işaretlerine, paragraflara, satır sonlarına ve büyük/küçük harflere dokunmuyor, herşey olduğu gibi geçiyor.

Dikkat bu program metninizi sadece bir kere işlese yeterli. Daha sonra metninizi istediğiniz gibi düzenleyebilirsiniz. Corel draw gerekli tireleri gösterip gereksizleri çıkaracaktır. Çünkü metnin tamamı gizlice (görünmez şekilde) tirelenmiş olacaktır. Bu şekilde sadece Corel Draw değil, tüm UTF soft hyphen destekleyen programlarda otomatik tireleme uygulanabilir.

Evet, bu metin biraz self-promotion gibi bişey oldu, zaten hafif de reklam Programı 1-2 saatte yazdım, buraya koymayacağım. Şekil şemal olarak toparlanmaya ihtiyacı var ama şu ara başka işler var, onları yapıyorum. (demo sürümü metnin sonundadır)

Türkçe heceleme konusunda detaylı bilgi http://www.alinesin.org/popular_math/S_00_turkcede_heceleme.doc adresinde bulunabilir.

Kekeme’yi şimdi indirmek için:
Kekeme Demo 22kb
(harf limitli sürümdür, başka bir limitasyonu yoktur)

Tam sürüm ücretlidir.

Hyperion yeni amiga’yı duyurdu..

Hyperion son yıllarda uğraştığı tüm davalardan temiz çıkınca hemen yeni bir amiga üretmeye soyundu.

http://a-eon.com/6.html

ilk çıkan amiga modeli A1000’e gönderme yapan yeni X1000’in özellikleri lafına güvendiğim arkadaşların deyimiyle “ama ucmus ibneler, fantastik kurgu gibi”.

Fakat ben bu kadar kötümser değilim. Hyperion bayağı temizledi kendini, çalışkan bir firma, krizden de çıkmak istiyor. Eğer farklı bütçelere uygun seçenekler sunabilirlerse, güncelleme günümüzün geleneklerine uygun olarak haftalık update’ler şeklinde ilerlerse, donanımı her yıl yenileyebilirlerse, yazılım desteği “desteklenir” ise, browser ve mediaplayer olarak eksiksiz olabilirse, şık görünürse ve uçuk bir fiyata sahip olmazsa amiga x1000’in şansı bence var.

Neyse bekleyip görelim.

Adf aktarım sorununa kökten çözüm

commodore.gen.tr’deki hamarat arkadaşımız Tolga, neredeyde bir ay içerisinde, tek başına floppy emülatörü yaptı. Artık SD’kartlara yüklediğimiz disk imajlarını amigamızın external floppy girişinden bağladığımız bir aygıt sayesinde okuyabiliyoruz.

Böylece internetten arakladığımız tüm korsan adf dosyalarını doğrudan amigada çalıştırabileceğiz (eh, tam “doğrudan” sayılmaz, şimdilik .adf ara bir formata dönüştürülüyor ama bu işlem bir saniye bile almıyor).

Buyrun, Tolga’nın henüz fiyakalı bir isim vermediği projenin çalışan prototip videosu:

Yeni laptop, yeni blog

Bir sürü, küçük küçük, önemsiz ama önemli şeyler oluyor sürekli. Bunları bir bir kaybettiğimi farkettim. Bir bir unutuyorum, ya da önemsizleşiyorlar. Halbuki ilk başıma geldiğinde ne kadar heyecanlı oluyorum bu olaylar karşısında. İşte bu blog, unutmalarıma karşı gösterdiğim bir tepki. Her türlü ıvır zıvır’ı buraya yığacağım, öncelikle kendim için, ayrıca paylaşmayı sevdiğim için.

Hemen ilk girdimi yapayım o zaman:

Halk çocuğu MSI, burjuva Dell'e karşı…

Eve giren ikinci laptop MSI V330X-TR11. 13 inç ekran, 2ghz amd işlemci, 1.5GB ram, 80gb HDD ve wireless özellikleriyle ofis ihtiyaçları için tasarlanmış, hafif (2kg) bir diz üstü bilgisayar. Bunu daha çok Dilek kullanacak, şimdiden işlerini organize edebildiği için mutlu oldu. Bu laptop şimdiden fanatik kitlesini oluşturmuş durumda çünkü taksitli fiyatı 650ytl yani yaklaşık 320€. Makine elime geçer geçmez hemen windowsXP kurdum ve tüm aygıtları sorunsuzca tanıtabildim (yanında gelen cd ile). Service Pack 3’e upgrade ettiğimde zaten birçok aygıtın WHQL’e girdiğini de gördüm. Ayrıca kutudan powerDVD süitinin lisanslı sürümü de çıktı. V330x, kutusunu açtığım andan itibaren bana hiç sorun çıkarmayarak beni bayağı şaşırttı. Tavsiye ediyorum.