Vista Desktop Search rezaleti

Ben de diyordum ki bu vista’da neden hiçbirşey bulamıyorum ben. Meğer açılan bir başka tekel davası yüzünden windows vista içinden arama özellikleri çıkarılarak SEARCH protokolü icad edilmiş. Eğer:
Başlat>Tüm Programlar> varsayılan programlar > dosya türünü ya da bir protokolü ilişkilendir > Search (en altta) seçeneğine bakarsanız karşısında Windows’u (desktop search) göreceksiniz. Bu son alınan mahkeme kararıyla özellikle SP1’den çıkarılan arama özelliklerinin bir sonucu. Bu karar üçüncü kişilerin de büyüyen arama motoru piyasasına katılmasını sağlıyor. Böylece arama işleminin “işletim sisteminin” bir parçası olduğu önyargısını silmeye çalışıyorlar. Örneğin siz Google Desktop Search kurarsanız buraya Google yerleşiyor ve vista içindeki her arama kutusu bu program için çalışmaya başlıyor.

Vista ile gelen salak arama motoru, sizin büyük bir düzen içerisinde tuttuğunuz Belgeler klasörünüzde zaten rahatça bulabildiğiniz şeyleri yeniden keşfederken, C dizininizde yaptığınız bir aramadan hiçbirşey bulamayabiliyor. Bu yüzden eski XP kullanıcıları (yeni düzene ayak uyduramayan eski kafalı moruklar) kafayı yemekte haklılar, çünkü XP’nin arama motoru yavaş da olsa garantiliydi.

Neyse ki kısa bir aramayla artık ayrı bir ürün haline gelen ve halen beleşe dağıtılan “Windows Search 4.0″a ulaşıveriyorsunuz! Bu araç Vista için bir update olarak geliyor, ayrıca Windows XP’ye de kurulabiliyor. Aşağıdaki linkten Windows Search 4.0’ı seçin ve sol taraftaki menüden “Install it” seçerek işletim sisteminizin üzerine tıklayın. Artık bana bişey ısmarlarsınız.

Search can’t find anyting on vista? Go there and select Windows Search 4.0
http://www.microsoft.com/windows/products/winfamily/desktopsearch/choose.mspx

Amiga A500 1MB chip ram yükseltmesi ve trapdoor ram fix

Arkadaşlar web üzerinden kaybolan, Ghores’in hazırlamış olduğu dökümanı düzelterek ekliyorum. Eğer amiga 500 rev6A board’unuz var ise kasanın içinden 1MB chip ram’e çıkabilir ve hatta eğer ekteki küçük devreyi de yapabilirseniz hala trapdoor’da takılı olan ram’inizi kullanabilirsiniz.

Download: http://veanewmedia.com/ardae/fish/Amiga500_1MBchipram_yukseltmesi.zip (~ 1.2MB MS Word Doc)

Amiga A500 1MB chip ram upgrade for Rev6A boards.
I’m still working on english version of this document. it will be ready “When it’s ready”(tm). You can still use Turkish version, it’s well pictured.

Tosec İsimlendirme Etiketleri

Tosec nedir?
“TOSEC” aslında bir web sitesinin adı: “The Old School Emulation Center” yani yorumlayarak çevirirsek ‘”Babadan kalma” emülasyon merkezi’ denebilir. Buradaki “babadan kalma” dediğim şey 80’lerde yazılmış oyunlar,işler oluyor. Fakat bu site, dosya isimlemesi konusunda bir standard geliştirerek emülasyon cemiyetine bir amme hizmeti yapıyor. Tüm oyun dosyalarını içeriklerine göre isimlendiriyor. Buna göre elinizdeki oyunu şu şekilde isimlendirmeniz gerekiyor:

Başlık sürüm(demo) (Yıl)(Yayıncı)(Sistem)(Video)(Ülke)(Dil)(YayınHakkı)(GeliştirmeDurumu)(Ortam Tipi)(Etiket)[cr][f][h][m][p][t][tr][o][u][v][b][a][!][ekler]

Bu gün forumda bir kullanıcı TOSEC isimleme kuralları hakkında birşeyler sordu, ben de bildiğim kadarını cevapladım. Bu konunun çok kişi tarafından merak edildiğini bildiğim için buraya da bir kopyasını koymaya karar verdim. Daha sonra eksik harfleri de tamamlayayım dedim. Bunun için TOSEC Namig Convention‘dan hatırlayamadığım harfleri kontrol ederek tamamladım. Kaçırdıklarım olursa yorumla bildirin, tamamlarız.

cr [x] = Cracked by (yani yazılımı kıran kişi/grup)
CSL ve LSA birer cracking grubu. Çektiğin oyunları çalıştırırsan hangi grup olduklarını görebilirsin: örnek CSL= “Crystal”, LSA= “Legion Software Alliance” FLT = “Fairlight”‘tır. Tüm cracker grupların listesi için buraya tıklayın.

a,a2,a3– aynı imajdan birden fazla var demektir. Örneğin Crystal Kickoff’u kırmış, ama sonra bir bug bulunmuş ve tekrar kırmış, peşine yeni bir bug ve tekrar kırmış… ozaman tüm imajlar aynı notasyona sahip olacaktır, birbirlerinden ayırmak için a,a2,a3 (alternate 2, alternate 3 vs.) olarak gider.

Tosec ile isimlendirilmiş dosya yığını
b,b2,b3– o imajın hatalı olduğunu belirtir (bad dump). Bu imajlar genelde çalışmaz. Fakat yine de bazılarına yardımcı olabilir diye dağıtılmıştır. Aslında [b] tag’inin çok fazla yanlış kullanıldığını da gördüm. Ama tosec hiçbir zaman çok açık bir isimleme kuralı ortaya koyamamıştır. Örneğin, Bir oyunun crack edilmesi sırasında oyunun yüksek skorlarının kayıt edilememe sorunu ortaya çıkmışsa bunu yanlışlıkla [b] olarak taglenmesi görülebiliyor. Ama bazende sorun crack’te değil imajın alınması sırasında bazı sektörlerin bozulması halinde de gerçekleşebiliyor. Bu durumda gerçekten [b] tag’i kullanılmalı. Her iki durumunda tespiti işi çok iyi bilenler tarafından yapılabileceğinden, [b] işaretli dosyaların bir yerinde bir problem olduğunu kabaca kabul edebiliriz.

f – fixed. Örneğin Crystal %100 kickoff release yapmış ama nemesis bunda bulunan bug’ı düzeltmiş, ozaman sadece [f] ya da [f nemesis] olarak verilir.

!– bunlar moderatör tarafından onaylanmış imajlardır. Bunların tüm tag’lerinin doğruluğu kontrol edilmiştir.

t– Trained. t+8 t+2 olarak da yazılır. yandaki rakam kaç trainer eklenmiş onu belirtir.

m– modified. Mesela zombie boys kırmış, ben modifiye edip zombie boys yazısını arda boys yapmışım. ya da oyunun belli bir kısmını değiştirmişim.

M- büyük m multilanguage demek. Yani çok dilli. M4 yazarsa o yazılım 4 ayrı dilde çalışıyor demektir. aksi takdirde sadece dil yazılır (fr), (de), (tr) gibi.

h– Hacked. Örneğin Saddam’ın bulaştığı yıllarda Disk-Validator’e bulaşırdı. Ve bu tür bulaşmalarda dahi imaj [h] ile işaretlenir. ya da Cracker grup disketin içindeki birçok şeyi çıkartmış (örneğin gereksiz menüler, ses vs) ve sadece oyunu bırakmış olabilir. Bu işlem sırasında bir crack gerekmiyorsa, sadece örneğin Startup-sequence’ın değiştirilmesi gerekiyorsa, bu bir hack sayılır.

o– overdump. Bu amigada pek görülmez. Genellikle çip tabanlı rom kartuşlarında rom’un kopyalanması sırasında kopyalayıcının eklediği gereksiz veri dosyaya eklenmiştir. Bunu rom’u yaratan kişi bilerek de eklemiş olabilir, ya da rom copy yapan program eklemiş olabilir. Sonuç olarak bu imajda aslında olmaması gereken veri bulunmaktadır.

u– underdump. Bu rom ya da disk imajında veri eksiği var demektir. Yine de imaj mükemmel şekilde çalışabilir. Fakat bu verinin orjinal olduğunu göstermez.

hatırladıklarım bu kadar, ha bir de (PD) var o da public domain demek. Yani beleş Gülümseme Yanlız buradaki notasyonun doğruluğu tarrışılır. Çoğu zaman CRL ile işaretlenmiş bir oyunun QTX (quartex) çıktığını görüyorum. Bunları üşenmeden tosec.org’daki forumlara göndermek gerekiyor ki düzeltilsin. Oeeh, ben hep üşeniyorum be kardeşim…

“Doomdark’s revenge” radyo draması…

internette bulunması zor olan bu kayıt benim arşivimden çıktı, kaybolmasın diye buraya ekliyorum. İngilizcesi iyi olan Doomdark severler için bulunmaz bir eğlencelik. Yüzüklerin efendisi tadında, masalımsı anlatımıyla ve elbette spectrum camiasında çok sevilen mandy’nin o acaip sesiyle, “Karalanet’in intikamı” 20 dakikalık bir drama. iyi eğlenceler.

inlay Screenshot

download audio:
http://www.veanewmedia.com/ardae/fish/DoomdarksRevengeDramaTape.rar

Açık Kaynak Lisansları (GPL, BSD ve diğerleri)

Bugün uzun zamandır harddiskimde uyuşuk uyuşuk bekleyen kaynak kodunu herkesin kullanımına açmak istedim. Bu sebeple googlecode’a girdi yapıyordum ki, hangi lisansı seçmem gerektiği soruldu. Yıllardır bu hobiyi sürdürüyorum ve yoluma çıkan ve beni uyuz eden çok lisansla karşılaştım. Bunlardan biri LGPL’dir. Neyse, listede 7-8 tane lisans vardı ve yarısını bilmediğimi farkettim ve başladım araştırmaya. Bulduklarımı da unutmadan yazayım dedim. Ayrıca Gürer Özen ile de kısa bir sohbet ettik bu konuda, o da güzel özetler geçti.

Madem konu açıldı LGPL‘den başlayayım. Bu lisans altındaki kodu kullanırsanız, kaynak kodunuzu kapatabilirsiniz. Ama LGPL olan koda bir değişiklik yaparsanız o kısmı açmanız gerekiyor.

GPL‘olan kodlar ise “bulaşıcı” diye tabir edilen lisans. Eğer GPL altındaki bir kodu kullanırsanız, tüm kodu açmak gerekiyor. Bu sebepten GPL altındaki kodu kullananlar kendi kod parçalarını kapatabilmek için iki ayrı program yazıp shell ile birbirine bağlıyorlar. Böylece bir program GPL iken diğeri kapalı kod olabiliyor. GPL’in bir programın büyüyüp olgunlaşması için ideal olduğunu düşünüyorum.

BSD ve MIT lisansları daha özgürlükçü lisanslar. Temel olarak kodu alabilir kullanabilir, modifiye edebilirsiniz ve kaynak kodunuzun hiçbir kısmını açmak zorunda değilsiniz. BSD’nin MIT’ten farkı, BSD’de bir “reklam” maddesi olması. Bu maddeye göre kaynak kodunu kullanan birisi, programın ya da reklam bloşür/yayınlarının bir köşesine “Bu ürün California üniversitesi tarafından üretilen kod parçaları kullanır.” gibi bir not düşmesi gerekiyor. Nedense bu madde (web üzerinde okuduğum makalelere göre) pek de hoş karşılanmıyor. Bu yargının kaynağında ise http://www.fsf.org/licensing/essays/bsd.html adresindeki Richard Stallman’ın makalesi yatıyor. Stallman BSD’deki bu cümlenin (3.madde) bir karmaşa yarattığını düşünüyor. Eğer her kaynak sahibi o cümleyi kendi adını koyup değiştirirse, ve siz 5-10 adet farklı programcının kodunu kullanırsanız her programın başında uzun bir liste olacaktır diyor. Biz sinemacılar olarak film afişlerinin altında bir paragraf copyright mesajı kullanmaya alışık olduğumuz için ben bunda bir sakınca görmüyorum. Yani örnek olarak buyrun:
“Bu ürün California üniversitesi, Hede üniversitesi, Ahmet Mehmet, Veli Zeki, Ayşe Kemal, Bryan, Jack, Sawyer, Letitia, IBM A.Ş., Robocop, Serve the public thrust, protect the innocent ltd.şti. tarafından üretilen kod parçaları kullanır.”
Buyrun 13 farklı üreticinin kodu topu topu 3 satır tutar. Üstelik font büyüklüğü ya da okunaklılık konusunda bir zorlama da yok. Dilerseniz istediğiniz yere sığdırabilirsiniz. Hehe tabiiki büyük bir ürünün reklam broşürünün dibinde böyle bir mesaj marketing açısından pek hoş olmasa bile, “ne kadar ekmek, o kadar köfte” demişler 🙂 Neyse, eğer böyle bir mesajı tercih etmezseniz MIT (X11) lisansı kullanarak bu cümleden kurtulabilirsiniz.

Lisansları karşılaştırmak için:
http://developer.kde.org/documentation/licensing/licenses_summary.html

Sevdiğim amiga oyunları: Bölüm 1

Sürekli ve sürekli olarak retro severler soruyorlar, amiga ama hangi oyun? Evet artık oynamıyoruz ama çocukluğumuzda deli gibi oynadığımız için aklımızdan çıkmayan oyunlar vardır. O stressiz günleri hatırlamak bile bir rahatlama kaynağı olduğu için bir bir anlatmaya karar verdim bu oyunları. Hatta bu yazılar için özel bir kategori açtım, sağdaki listeden “Retro Oyun Makaleleri” isimli başlığa tıklarsanız tüm listeyi görebileceksiniz. Eğer önerileriniz varsa ya da siz de sevdiğiniz bir oyun hakkında makale yazdınız ise linkinizi yorum olarak eklemeyi unutmayın.

Bir sırayı takip etmekten ziyade, rastgele bir oyundan başlayacağım. Buyrun bakalım:

Stunt Car Racer

Oyun elimize geçtiğinde bir yazdı. Sanırım üniversiteye başladığımız ilk yazdı, ya da yeni başlayacaktık. Yani yıl 1992 ya da 1993’tü. Ailem yine almanyada olduğu için, Olcay, Barış, Alp ve ben bizim evde kamp kurmuştuk. O yazın büyük bölümü stunt car racer’da ustalaşarak geçirdik.

Stunt Car, yüksek bir platformun tepesinde, bariyerler olmadan yarışma üzerine kurulu bir oyun. Farklı pistlerde atlamalar ve virajları (çok çalışarak) geçerek turları tamamlamak gerekiyor. Oyun her durumda iki kişi ile oynanıyor. İkinci kişiyi bilgisayar da yönetebiliyor, dilerseniz null kablo üzerinden bağlantı kurup ikinci oyuncu olarak arkadaşınızı direksiyona oturtabiliyorsunuz.

Oyun amigada az rastlanır şekilde *hızlı* vektör grafikler içeriyordu. O zamana kadar (Robocop 3 ve Epic henüz elimize geçmemişti) doğru düzgün bir vektör-3D oyun görmemiştik. Fakat stunt car’ın tarafımızdan keşfi öyle aniden olmadı. Önce ben tek başıma arada oynuyordum. Sonraki günler kickoff oynamaya ara vermeye başlamıştık ki, ben stunt car’ı null network’den oynamayı önerdim. Olcay’ın a600’ü ile benim 500’ü bağlayınca oyunda deli gibi bir kapışma ortamı bulduk.

Stunt car racer, iki kişi oynanınca parlayan oyunlardan. Arabanızı engelleri aşacak şekilde kontrol etmeye çalışırken (bu arada arabanıza hasar verecek sert düşüşlerden de kaçınmalısınız) arkadaşınızın da sizi aşağıya itmemesi için çaba göstermeniz gerekiyor.

Sonuç olarak, amiganın en iyi yarış oyunlarından biri. Ayrıca bu oyun ZX Spectrum’a ünlü coder Pete Cooke tarafından büyük bir ustalıkla aktarıldığını da ekleyerek bitirelim bu girdiyi.

Son olarak yararlı linkler:
http://en.wikipedia.org/wiki/Stunt_Car_Racer
http://www.classicamiga.com/content/view/3212/96/

Adf aktarım sorununa kökten çözüm

commodore.gen.tr’deki hamarat arkadaşımız Tolga, neredeyde bir ay içerisinde, tek başına floppy emülatörü yaptı. Artık SD’kartlara yüklediğimiz disk imajlarını amigamızın external floppy girişinden bağladığımız bir aygıt sayesinde okuyabiliyoruz.

Böylece internetten arakladığımız tüm korsan adf dosyalarını doğrudan amigada çalıştırabileceğiz (eh, tam “doğrudan” sayılmaz, şimdilik .adf ara bir formata dönüştürülüyor ama bu işlem bir saniye bile almıyor).

Buyrun, Tolga’nın henüz fiyakalı bir isim vermediği projenin çalışan prototip videosu:

Yeni laptop, yeni blog

Bir sürü, küçük küçük, önemsiz ama önemli şeyler oluyor sürekli. Bunları bir bir kaybettiğimi farkettim. Bir bir unutuyorum, ya da önemsizleşiyorlar. Halbuki ilk başıma geldiğinde ne kadar heyecanlı oluyorum bu olaylar karşısında. İşte bu blog, unutmalarıma karşı gösterdiğim bir tepki. Her türlü ıvır zıvır’ı buraya yığacağım, öncelikle kendim için, ayrıca paylaşmayı sevdiğim için.

Hemen ilk girdimi yapayım o zaman:

Halk çocuğu MSI, burjuva Dell'e karşı…

Eve giren ikinci laptop MSI V330X-TR11. 13 inç ekran, 2ghz amd işlemci, 1.5GB ram, 80gb HDD ve wireless özellikleriyle ofis ihtiyaçları için tasarlanmış, hafif (2kg) bir diz üstü bilgisayar. Bunu daha çok Dilek kullanacak, şimdiden işlerini organize edebildiği için mutlu oldu. Bu laptop şimdiden fanatik kitlesini oluşturmuş durumda çünkü taksitli fiyatı 650ytl yani yaklaşık 320€. Makine elime geçer geçmez hemen windowsXP kurdum ve tüm aygıtları sorunsuzca tanıtabildim (yanında gelen cd ile). Service Pack 3’e upgrade ettiğimde zaten birçok aygıtın WHQL’e girdiğini de gördüm. Ayrıca kutudan powerDVD süitinin lisanslı sürümü de çıktı. V330x, kutusunu açtığım andan itibaren bana hiç sorun çıkarmayarak beni bayağı şaşırttı. Tavsiye ediyorum.

Before I forget: Vintage thoughts